Değer Yargıları Değer Yargıları

Değerlerine Adam Gibi Sahip Çıkmak.

Değerlerine Sahip Çıkmayı Adam Gibi Yapabilmek.

Değerlerine Sahip Çıkarken Değerlerinden Olmamak.

Değerlerini Yerlerde Sürükleyerek Değerlerine Sahip Çıktığını Sanmak.

En Sonunda Aslında Bir Değerin Kalmamak.

İlkesiz ve Değersiz Olmak. Yerin Dibine Girmek.

Başörtüsü Takıp Sessizce Oturmak !!!

"Askerin başörtüsüyle uğraşması yanlıştı" Bunu bir asker söyledi.

Başörtüsü ile uğraşmak askerin işi değildi elbette en başta. Fakat yanlış olan askerin başörtüsü ile uğraşmasından çok uğraşma biçimi idi...

Başörtüsü ile uğraşma işi askerle başladı. Sonra bu düşüncedeki tüm kesimlere ilham olup güç verdi. Ancak her kesim aynı aymazlık ve ilkesizlikle uğraştı başörtüsü ile. Başörtüsüne mantıklı ve makul ölçülerde karşı çıkan bir kesim dernek grup kurum görmedim çocukluğumdan beri. Sadece karşı çıkıldı en fasişt şekilde yapıldı. Yasak o kadar. Nedeni yok. Takmazsan medenisin takarsan değilsin.

Peki medeni olmak istemeyen birinin aramızda ya da aranızda yeri yok mu?

Başörtüsü bu kesimin korkusuydu. Korkularının sembolü idi. Aşamadığı açıklayamadığı beceremediği ne yapacağını bilemediği her şeyin üstesinden gelme yolu yasaklama ve kendince kurallar koymak olan bir kesimin iç dünyasındaki ezikliğe doğru çevrilmiş bir ok işareti idi başörtüsü. Kısaca gözünü oyacağım sen bir salaksın aslında diyen bir ok işareti. Baş örtüsünü istemeyen insanların mutlaka bir açıklaması vardır. Haklılardır veya değillerdir buna asla karar veremeyiz. Karar verebileceğimiz şey bir insanın nasıl görünmesi gerektiğine tavsiyede bulunabileceğimizdir. En fazla bu olabilir. Giy veya giyme denemez. Denemezdi.

Bu bakımdan başörtü ile mücadelenin sembolü askerin başörtüsü ile uğraşması bence yanlış değildi. Ama uğraşma biçimi çok yanlış oldu. Atatürk' ün derdi ülkenin güzel görünmesini sağlamak aydınlık olmasına kapı açmaktı belki. Atatürk ün yaptıklarının üzerine daha iyisini yapmak yerine olanı da perişan eden kafasını gözünü kıran bir Atatürk' çü kitle geldi Atatürk' ün arkasından. Askerin aydınlık Türk gençleri misyonunu bir, iki, oniki adım ileri taşıması gerekirdi. Normal olan buydu. Normal olan başörtüsünü benimsememesi idi. Öyle ya devrimin bir devamı. Askersen Atatürk' çüsün ve başörtüsü istemezsin. Ama yemin törenine annelerin başını açtırıp almak açmayanı almamak büyük bir yanlıştı evet.

Ordu evindeki özel merasimlere kıyafet zorunluluğu getirmekle büyük fark var bu işte.

Kimsenin gözüne batmazdı bir subayın oğlunun düğününe kıyafet zorunluluğu getirilmesi. Bunu bile nazikçe yapmalı idiler. "Başörtüsü ile gelinmemesi" değil. "Kıyafet zorunluluğu" şeklinde olmalı idi. Kibarca başörtüsünü telaffuz dahi etmeden direnilmeli idi. Önümüzde bir başörtülü olmayan medeni Türk kızı örneği olmalı idi. Askeriyede bir sürü subay kadın olmalı herkes medeni Atatürk kızını görmeli idi. Asker kadın anne pilot general hepsi bir arada üstelik başörtüsüz üstelik seküler değil mütevazi sevilen kabul gören. Böyle bir başörtüsüz kesim hiç olmadı.

Başörtüsüzlüğün karşılığı bikinili kızdan daha ileriye gidemedi. Fazla dindar olmamanın karşılığı içki içen sarhoştan ileri gidemedi.

Bir yolu yasaklayacaksan geçecek başka bir yol göstermen gerek suya yoksa yıkar geçer yolunu bulur bu bir doğa kanunudur.

80 yılda 3 kadın pilot biri dersimi bombaladı diye adı çıkmış diğeri eski bir uçakta eğitimde düştü diğeri darbede helikopter sürüyordu !!!!

Askeriyede başka kadınlar vardır elbette ama haberimiz yok kendilerinden.

Başörtüsü istemeyen kesimlere tankın tüfeğin gücünü pompalamak dünyanın en büyük yanlışı idi.

O zamanlar tankın tüfeğin gücü anılmıyordu belki ama askerin gücü başka ne olabilir ki ?

Yasaklanan başörtülü ve onların erkekleri bunu pekala düşünüyordu. Asker buna neden karşı ? Neden askere boyun eğmeliyim ? Neden asker işine gelince Allah Allah denmesine itiraz etmiyor da tüm dini unsurlara karşı duruyor ?

Askerin gücü ne asker benim gönderdiğim oğlan çocuğundan oluşmuyor mu ??

Askerin gücünü paylaşıma sunduğu CHP li kesim türbana karşı olduğu halde nasıl oluyor da türbanlıya rozet takıyor ?

Üniversite kapılarında başörtüsüne gösterilen faşist direnç CHP nin bir Türbanlıya rozet takması ile tepe noktası yaptı. En azından ben böyle hissettim.

Yıllar evvel (1988 olabilir.) bir dersin final sınavına girmek üzere sınıftayız hocamız Fevzi Ecevit sınıfa girdi ve "başı kapalı olanlar dışarı çıksın dedi yazı geldi ya açın girin ya da çıkın"

Aslında çok ılımlı efendi bir insandı ama kurallara uyan bir hocamızdı devlet bir yazı gönderdi kural koydu ise uyardı. Başı kapalı bir çok arkadaşımız vardı. Ama bir tanesi bana çok dokunmuştu. Bana bu sınava pantolonsuz gireceksin denmesiyle aynı etkiyi yaratmıştı onda. O hiç belli etmedi ama ben öyle hissettim.

Bir diğer proplem de bu uyarıya ciddi bir itiraz gelmedi. Dindar görünen yeri geldiğinde bizleri bile dışlayan bir erkek kesimi vardı ki hiç sesleri çıkmadı. Final sınavı boru mu , davaya sahip çıkmanın hiç sırası değil. Çıtları çıkmadı. Bir tek ben hocaya ama önceden duyurulması gerekirdi şimdi söylenmez dedim. Herkes başını açtı o kız dışarı çıktı ağlayarak. Bütünlemeye girip geçti ama nasıl ne şartlarda girdi bilmiyorum. Şimdi o sınavdan onunla beraber çıkmadığıma çok pişmanım.

Askerin türbanla sınavı yenilgi ile bitti en sonunda.

Belki asker ilkeli bir duruş sergileyip türbana başörtüsüne en demokratik şekilde en kalp kırmadan karşı çıksaydı da bu sonuca ulaşılacaktı.

Ama bu asker onurunun bir kısmını bir yerlerde bırakmış olmayacaktı.

Medeni Türk gençliğini bizlere hiç bir zaman anlatmayı başaramayan bu zihniyet sonunda yenildi. Atatürk çağının yüz yıl kadar ilerinde bir liderdi. Arkasında şimdilerde örneğini gördüğümüz gibi bir Türk halkı vardı. Türk halkıyla beraberlik yapmış olan diğer etnik insanlar. Hepsi Atatürk' ü dinledi kalben sevdi. Gönülleri bir oldu. Bu Cumhuriyet böyle doğdu.

Atatürk ilkelerinden vazgeçmeden ve kimsenin yaşamını zora sokmadan mücadele ederdi başörtüsü ile ne zaman duracağını ne zaman vazgeçmesi gerektiğini de anlardı. Yani Atatürk' ün rürbanla mücadele etmekten vazgeçme ihtimali de vardı. Bakınca gören biri olmasa o kadar insanın kalbini kazanamazdı. Türban Atatürk' le hangi noktada sulhe ulaşırdı bilemeyiz. Bilebileceğimiz Atatürk' ün bu halkla anlaşmayı başaracağıdır.

Ama Atatürk öldü. Artık yok. Hem de 78 senedir yok. Eğer Atatürk ü şimdi idrak edemiyorsan yanı başında yaşıyor olaydı da idrak edemeyecektin. Ama yaşıyor olsaydı muhtemelen senin bir hükmün olmayacaktı. Yani sıfırlamayı başarabildiğin hükmünden bahsediyoruz.

Hep söylerim ne kadar heyecan duysan da bir şeyi çok yüceltme nazar değer.

Asker

Şanlı Asker

Yüzde bir yüzde 3 fark etmez çok pis nazar değdi karizma gitti.

Nasıl Şanlı ?

Bu şan şerefin geri gelmesi, olanların zihinlerden silinmesi çok zaman alacak.

Hem kel hem fodul.

Hem ilkelerine yıllarca sahip çıkamadı hem de tutup başa geçmeye kalkıştı.

Kalanların karizması çizik. Bir süre bu bedeli ödeyecekler. Tüm aile efradlarıyla , tüm kantinden kilosu 5000 kuruş olan kavurmayı 50 kuruşa alan aile bireyleriyle . . .

Blogda Oku





                               Google + da Paylaş Tweetle

Para kazanma ve girişimcilikten ulaşılan farklı bir nokta.   Farkındalık, komedi, edebiyat, 
kanunlar,  iş tecrübeleri, hayat hikayeleri ve daha bir çok sürükleyici konu.